26 Aralık 2015 Cumartesi

Bir Günlük Yaprağı



Yıldızlarla süslü olan bir gece de göz yaşı düşmüşse Ay'a, bir tını varsa kulaklığından gelen ve bakışların dolu doluysa, korkuların olmasına rağmen ve her daim umudun varsa umutsuzluklara, keşkelere, olamayacaklara ve olmaması gereken şeylere karşı hayattan bir adım öndesin ve bu hakkını sakın unutma!!

Karşında boş, düz ve beyaz duvara sabit kalıp düşüncelerde boğuluyorsan, derin bir girdapta çığlık çığlığa susuyorsan ve duyulmamaış çığlıkların sessizliğin de kaybolurcasına batıyorsan, kalbinin bir yerlerin de yanmış olduğunu unutma, küllerinden yeniden doğma fırsatın var!!

Korkuların var ve bunlarla yüzleşemiyorsan, cesaretin kırılmış tekrar toparlayamıyorsan güççsüzlüğünden değil isteksizliğindendir bilmem hissedebilir misin? Zamanın da cesaret eden birisinin gözü karadır korkulara yürümek yerine ki koşmayı tercih eder sakın unutma!!

Uçurumun kenarın da tek bir rüzgarın fısıltın da duyacaklarına bağlı olan bir küçük çocuğun günlüğünden bir yaprak sadece yazılanlar, tek bir adımın cesaretiyle atlamak adına uçmaktı ona göre Aşk..

Ve uçmak müthiş bir haz çok büyük bir cesaret.
İşte bunu ASLA UNUTMA!!





20 Kasım 2015 Cuma

ÖZLEM'ek


Bir yazı olsun istedim bu geceyi anlatan, yılları yorumlayan.
Bir kelime diledim can yakmayan ve şuan ki saniyelerime şahit olan.
Son bir ses istedim sadece bu gece;
Bir şiir mısrasın da geçsin yada bir şarkıyla gelsin...

ÖZLEM'ek !!

Bu hissi uzun zamandır hissetmemiştim. Ki şuan bu dakikaların ne önemi vardır bilinmez.
Belkide parmaklarım dilime kalem olmuş düşüncelerime mürekkep ?
Belki de vuslata heder olmuş bir yürek ?
Belki de özlemek kavramını tam bilmeyen küçük bir çocuk ?

Belki de bu gece kısa ve öz olsun yaşanılanlar dedim kendime ?
Ama galiba yine biraz sevdim biraz hissettim bu gece...


12 Ekim 2015 Pazartesi

Bu Dünya da Senden Sadece Bir Tane Var

          Bir ışık ve bir karanlık ne kadar zıtsa, bir o kadar birbirine bağlıdırlar. Bir karanlık her zaman küçük bir ışığa yenik düşmüştür ki bu yüzden unutma hiçbir karanlığın da çıkmazı yoktur bu dünyada.
          Her yürek kendi yaşadıkları kadar ağırdır, en küçük dert başlı başına bir karanlıktır ama sen kendin Güneşsindir ve bunu hissetmelisin. Gece güzeldir karanlık olduğu için ama küçük küçük yıldızların ışığıyla süslenmiştir, ayın parıltısıyla da muhteşemleşmiştir bir bakıma. Ve şunu da asla unutma ki bu dünyada senden sadece bir tane vardır; senin başka versiyonun yoktur, başka kimliğin başka ruhun, başka karakterin yoktur. Evet yalnızsındır bu dünyada ama teklik anlamında           yalnızsındır sen anlamın da yalnızsındır. Eğer yalnızlık kavramını yanlış tanımladıysan benliğinde, yanlış hissettiysen derinliklerin de işte o zaman bu kavram yalnızlık senfonisinden karamsarlığa dönüşür zamanla.
          Herkesin bakış açısı farklıdır hayata karşı, bir kavrama karşı, bir olaya karşı ama unutulmamalıdır ki etrafında bir sürü insan vardır. Evet herkes iyi değil ama emin ol ki herkes kötü de değildir. Fakat bir insan yeni bir bilgidir, bir insan yeni bir karakterdir, bir insan yeni bir bakış açısıdır ve bir insan doğum kadar ölümdür bu yüzden bir çift göz bir sürü anlamdır!!
        Hayat kolay değil elbette ve her zaman her yer aydınlık da değildir. O yüzden Güneş olduğunu hissetmelisin. Ama eğer dersen ki güneş gece de ne arar işte o zaman bilirim ki ben Güneş aslın da hiç kaybolmaz sadece gitmesi gerektiği zamanı bilir ve gerektiğinde aydınlatması gereken zamanı bildiği gibi...

3 Eylül 2015 Perşembe

İnsanlığa Veya İnsanlık Adı Altında İnsafsızlığa Yenik Düşen Galip!!

                  Din, dil, ırk ayırt etmiyor malesef  ama ancak bu kadar acı olabilirdi ölüm !! Ve ancak bu kadar sebepsizce gözlerini kapatabilirdi hayata..
Her şeyden habersizce sadece yaşamda sürüklenmek, yeni yaşam uğruna, daha iyi imkanlar uğruna fedakarlıklar ancak bu kadar kötü sonuçlanabilirdi. Ve fedakar olmak zorundalığı çok acımazsızcaydı hatta en acımasızcasıydı ki bu şekilde bir kez daha anlaşılmıştı, bir kez daha kanaat getirilmişti insanlığın son bulduğuna. 
                 Yenik düşmüştü hayata, yüzünü kapatmıştı gözleri gibi kuma ve en kötüsü de gelen dalgadan hiç bir ürperti hissetmeyecek adar soğuktu çocuk; İnsanların vicdanı, siyasetin ahlakı ve savaşların gaddarlığı gibi..
               
 En acısı da geri getirmenin ne kadar imkansız olduğunun yeniden bir canın gitmesine engel olamayacak kadar imkansız oluşuydu. 
                 Nasıl olabilir de yürekler bu kadar soğuk olabilir bunlara anlam veremezken sorgulamak bile vicdan azabı verir bana çünkü o minik artık yok .. Ve adının anlamını taşımak için çok küçüktü savaşlar ortasın da, kana susayan insanlar ortasında ancak bu kadar Galip gelebilmişti sanırım..
O zaten bir meleğin beden bulmuş haliydi bu hayatta, bu küçük yaşında dünyadan ve bu şeytani zevklerden ancak bu kadar acımasızca sıyrılabilmişti..
                Söylenecek çok şey var karalanacak çok yazı bilsem ki bu acı olayların sonu olacak  bu hiç susmaz dilim ve hiç bitmez kalemimin mürekkebi...

31 Temmuz 2015 Cuma

Kapattım Bütün Kapılarımı

                  Bir türlü yazmaya ikna edemediğim kalemim şimdi şuan ani bir hevesle yazmak istedi, karalamak istedi bir şeyler..

MABEL ESİNTİSİ..


               ''Bak soğuyor hecemin altında ki bu dil ve hiç bir kere çıkılmamış gibi düştü bu yol.''


Belki de ilham olan şarkı bu geceye.. Bu satırlara.. Zaman diyorum ne kadar büyük bir  kavram. Kimine ilaç kimine yara oldu, kimine dost kimine düşman oldu, kimi zamanla barıştı kimi zamanla daha da ayrıldı ve kimi daha da bağlandı bir şeylere  kimi ise tamamen kopardı bir şeyleri.


           Ve zaman nedir diye sorarken buluyorum kendimi. Nedir ? Zaman hep aynı mıdır veya ? İnsanlar farklı, geceleri hayaller farklı, sabahları umutlar farklı güneş doğudan doğarken bile yörüngeler farklı aslında zaman da aynı değil çünkü insanlara etkisi çok farklı.

           Zaman sendir; senin karakterindir, dayanabilme gücüdür, vazgeçebilme yeteneğidir. Zaman aşktır, zaman yoldur, inanmaktır, güvenmektir, yıkılmak ve yanmaktır... Diyorum ya zaman sendir senin yaptıklarının aynasıdır veya yapamadıklarının arka yüzü. Hedeflerin için  merdiven basamaklarıdır.
Yada hayırlısının olması için beklediğin saat saniye birimidir.  
           Ben hayırlısının olması için beklediğim, harcadığım ve geçirdiğim saat saniyeler olarak tercih ediyorum zamanı. Yani tercih etmişim zaten şu son bir yıl içerinde . Ve ben bu zamanı hayırlısı diye seçerken de, zamanı diğer sığdırdığım kavramları yaşamıştım. Yani farklı hayallerle uyudum yeni umutlarla uyandım . Yol misali koştum, hedef misalli tırmandım aşk misali yandım. Ama zamanın da bana verdiği en büyük hediye de tamamen her şeyi kopardım, kördüğümleri çözdüm, bütün kapılarımı kapattım ve her şeyi sildim toz misali üfledim.
   
          '' Kendimi kopardım bu aşk değil''
       
          Şimdi  kapı arkasın da hiç beklemediğim bir güneş doğdu.. Yeni hayaller yeni mutluluklar .. Yeni acılara yer yok artık en azından seçebilme imkanlarımın olduğu konularda. Artık yollar tamamen ayrıldı belki başın da istediğim bu değildi ama mahkum kalınca çok da güzel inandım yol ayrımının en güzeli olacağına.. Ve inanmaktı zaman, bense inanılmaya mahkum bırakılmıştım..
     
        '' Kendimi kopardım bu aşk değil''..
        '' Kayboldum kayboldu içimden o sesler. ''

17 Temmuz 2015 Cuma

Ramazan Bayramı

                          
                           Ne güzel bir tevafuk ki Cuma ile Ramazan Bayramı aynı gün :)     
       Her geçen gün biraz daha yozlaşmışken Ramazan Bayramı insanlara eski günlerin güzelliğini hatırlatır gelecekte eski günler diye.. Her geçen sene bir nesil daha bu bayramlara katılır giden büyüklerimizin yerine .. 
                        
                          Ve bugünler de sevinmek, mutlu olmak, huzuru hissetmek ve hissettirmek gerekir.
       Hazret-i Ebu Bekir, kızı Aişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını görmüş. Ensar-ı Kiramın kahramanlıklarını övüyor destan söylüyorlarmış Hazret-i Ebu Bekir Rasulüllahın evinde böyle şeylerin yapılmasının uygun olmayacağını bildirerek onların susmasını söylemiş. Peygamber efendimiz hazreti Ebu Bekir'e ''Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. Bayram sevinç günleridir.'' diye buyurmuştur. 
                          
    

Ve yine çok şükür bu günlere. Bir gülüş savur gökyüzüne eski zamanlardan samimiyet getirsin, öyle içten olsun ki başkalarını gülümsetebilmeye sebebiyet versin.
 Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun... :)

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Bir Şarkı Esti Bu Gece

                                            
                  Gece ne kadar muazzam bir manzara... Tek bir şarkı yeter bazen yalnızlığına dost olabilmesi için. Karanlıkta parlayan küçük umutlar gibi yıldızlar eşlik eder şarkının tınısına. Gözlerinle sadece minik olduğunu  görürsün  ama anlamlar yüklersin kendince umut misali yıldızlara.. İşte o an anlarsın ki görmek değil sadece manzaraya bakmak; onu anlayabilmek onu hissedebilmektir ancak. Hiç düşündünüz mü bu kadar büyük olan bir cismin insan nazarın da bu kadar küçük görünebilmesini ? Ne garip bir hikmet ! Ben düşündüm aslın da, belki de ihtişamınıı koruyabilmek için bu kadar mesafelidirler gerçek sandığımız bu dünyaya yada kendimizce yaptığımız yorumlara sadık kalıp umut ışığı olabilmek için. 




                Ve gecenin güneşi Ay! Kamer! 
Hep insanlar '' Belki aynı yıldıza takılır gözlerimiz'' derler .. Nedendir ki Ay' ı görmezden gelirler ? Oysa ki o kadar gizemlidir ki baktığın zaman hem hüznü hem huzuru görürsün yüzün de. Peki görmediğin yönüne ne dersin ? İki yüzlü, kim bilir hangi maskesi vardır mı dersin insanoğlu ? Ve yine bence gecenin manzarasına sebeptir Ay. Gizemli oluşu bakışları toplar üzerine, mesafesi soğukluk katar ama bu kadar üşümeye rağmen o kadar ihtişamlıdır ki alamazsın gözlerini. Çünkü hüzünlüsündür sen huzuru ararsın onda, çünkü gizemin vardır senin de bilmediğin en derin de en için de. Tanımadığın yüzün vardır, onu görmek istersin ve onun bu yüzünü gizlemesine imrenerek bakar aynısını sen de yansıtmasını dilersin ve yine sanırım çok şey istersin, dağılır gidersin iki satır yazarken bile toparlayamazsın yazdıklarını yarım kalsın bu sefer dersin.. çoğu şey gibi..

( Oturup yıldızlardan bakalım dünyada ki neslimize... )

30 Haziran 2015 Salı

Mavinin Sana Yakıştığına İnan

                     
                     Yaşam ve ölüm, geçmiş ve gelecek arasında bir çizgi üzerindeyim. Hayallerimin gücü yetmiyor olanları yorumlamaya... Zaman diyorum bütün yaşanılanlara zaman...
                               Deniz ve güneş aynı geçmiş ve gelecek gibidir aslında. Çok benzerler birbirlerine. Güneşe bakamazsın gözlerin yanar tıpkı geçmişe dönüp bakmaman gerektiği gibi. Ama o kadar ihtişamlıdır ki güneş asla da vazgeçemezsin ondan, geçmişte yaşadığın güzel hisler, güzel anılar gibi. Sürekli dönüp bakmak istediğin olaylar yaşamak istediğin hayaller gibi. Güneştir bir bakıma geçmiş olan çünkü karanlıkları aydınlatabilmesi için. Çünkü geleceği görebilmen, denizler de, sonsuz ummanlar da korkmadan açılabilmen için...
                               Deniz ise geleceğe hiç bu kadar yakışmamıştı aslın da. Uçsuz bucaksız hayaller, istekler, hedefler. Korkmadan attığın her adım da sonsuz mavilikler. Deniz gelecek olduğu kadar sendir bir bakıma. İnsanın içi gibidir. Maviliğin güzelliği, temizliğin ve berraklığın en güzel simgesidir. Eğer sen inanırsan mavinin sana yakıştığına, her şeyin mavi kadar güzel olacağına işte o zaman dönüşecektir deniz-i ummanlar da ki hayallerin gerçeklere. Yani seçmiş olduğun geleceğe, yakıştığına inandığın maviliğe...  
                              O yüzden geçmiş ve gelecek birbirinden ayrılmaz bir kördüğüm gibidir.  Nasıl güneş olmazsa deniz maviliğini gökyüzünden alamaz , geçmiş de olmadan  gelecek parlayan sonsuz mavilikte olamaz asla...

29 Haziran 2015 Pazartesi

Brian Tracy

            Yaşam ve hayat, olacaklar ve olanlar, hedefler ve hayaller... Her şey tek başlık altındadır aslında..
            Hedef belirlemek ve ona bütün benliğinle inanmak !!
            Sen dünyaya gelirken, buna karar kılınmışken seçemezsin aileni, doğduğun şehrini, ırkını. Fakat bu senin hayatına yön verebileceğin yetkisi değiştirmez hiçbir zaman. Sadece hedef belirle ve ona bağlı kal. Zaten zamanla yol gösterecektir sana.
            Brian Tracy; parasal sıkıntısı olan bir ailenin çocuğu olarak gelmiş bu dünyaya ve lise hayatında çok başarılı olmadığından okul ayrılmış.
       
                O günden sonra 6 kıta da 80'den fazla ülkede çalışmış. Dünyada ki bütün denizler de yüzmüş, dünyayı 2-3 kez dolaşmış. Akıcı olarak Fransızca, İspanyolca ve Almanca, konuşabilecek kadar da bir kaç dil öğrenmeyi başarmış. 
                Neden bazı insanlar daha başaralı sorusu üzerinde yıllarca çalışmış. İşletme, ekonomi, felsefe, psikoloji, din, metafizik, tarih gibi konularda 30.000 saatin üstünde çalışmış. Ve sonun da bunu cevabını bulduğunu, şuan Güney California' da, için de golf sahası olan bir evinin olduğunu ve 9 ülke de ticari girişimlerinin bulunduğunu ve başarını bu alan da dahil olduğunu kesin, net bir şekil de ' Güneşin doğudan doğup, batıdan batması' kadar gerçekçi  bir öngörü olduğunu kanıtlamayı başarmış.
                 Yapman gereken hedefini belirlemen ve ona dair en küçük başarıyı simgelemen. Zaten bilinçaltı bunu beyne kaydedecek ve gerçek şu ki bilinçaltın seni yeni hedeflere yeni başarılara itecek. Başarıyla başarı elde edilecek görüşünü hayatını değiştiren ilk hedefiyle en büyük hikayesiyle özetlemiş Brian Tracy.
        


                    


                    18 yaşında üç arkadaşıyla beraber dünyayı gezmeye karar vermişler ve diğer insanlardan farklı olarak Avrupa değil de Afrikayı tercih etmişler. Belki bu hikayenin en önemli noktası başlangıç olarak neden kimse Afrikayı tercih etmiyor sorusunu sormamalarıydı.


Dünyayı gezmekten bahsediyoruz gerçekten çok büyük karar ve ciddi cesaret. Ama onlar inanmışlardı ve hatta yarı yolda bırakılma ihtimaline karşın hedefe kilitlenmişlerdi. Yola koyuldukların da belli bir coğrafyayı geçtikten sonra arkadaşlarından birisi vazgeçmişti. Ve üç kişi kalmışlardı daha sonra diğer iki arkadaşı da vazgeçmeye karar vermişlerdi. Brian Tracy ise onlara vazgeçmenin bir alışkanlık olduğunu, ilk zorlukta vazgeçerseniz ve işler zorlaştığında her zaman vazgeçersiniz dedi. Ama kararlarını vermişlerdi, birikimlerini bölüştürerek onlar İngiltere giden bir gemiye binmişlerdi. Brian Tracy ise bütün kış boyunca çalışmış ağır yükler kaldırmış ve sonun da İngiltere'ye ulaşmıştı. Sonra arkadaşlarıyla tekrar buluşup tekrardan Afrika'ya gitmeye karar vermişlerdi.





                        Kağıtta üst tarafta Avrupa alt tarafta Afrika vardı ve arada bir sahra çölü vardı. Basit bir düşünceyle yukarıdan aşağı ineceğiz ve çölü hemen atlayıp geçeceğiz diyerek tekrar yola koyulmuşlardı. Yani fazla detaya takılmayıp resmin tamamına bakmayı tercih ederek gezi serüvenini başlatmışlardı.


                         Londra'ya trene binmişler ve oradan da bisikleti satın almışlardı. Aslında bisiklet alarak kimsenin bisikletle dünya turu yapmamış olması ve ünlü olabiliriz hayalleriyle büyük bir hata olması an meselesiydi ve zamanla hata olduğuna karar vermişlerdi. Çünkü bahar da Fransa da bisiklet sürmek olası bir durum değildi. Ve daha sonra aynı girişim de bulunarak bisikletleri trene yükleyerek Fransa'dan İspanya'ya geçmişlerdi ve orada bisikletleri satarak araba almışlardı.







                            Ve araba almakta büyük bir sorumluluk ve fazla maliyetti aslında . Sonrasın da paraları bitmişti...








                             Ama vazgeçmemişlerdi ve mektuplar yazarak akrabalarından, eş dostlarından para istemişlerdi.Ve bununla birlikte de Brain Track hiç kimse başarıyı tek başına yakalayamaz, hayatın zorluklarında başkalarının yardımına ihtiyaç duyulduğu öngörüsünü başarını kuralları arasına yerleştirmişti. 


                             Her şey yoluna girmişti hava güzel heyecan dorukta. Fakat zaman sonra sorunlar tekrar tekrar kendini göstermeye başladı ve araba bozulmuştu. Yine tekrar paraya ihtiyaçları vardı tamir ettirmek için, erzak için... Ama yine de devam etmişlerdi. Ve artık Sahra'nın hattına son 1000 sene de çok az değişmiş dünyaya girmişlerdi. Arada sırada yol kenarlarında ki köy yerlileriyle konuşuyorlardı ve köylülerden birisi nereye gittiklerini sorunca Sahrayı geçip Afrika'ya gideceklerini söylemişlerdi. Köylünün ilk söylediği kelime 'Ölürsünüz' olmuştu. Ve artık bu kelimeyi gittiğimiz bütün her yerde düzenli olarak duymaya başlamışlardı. Diğer köyde mola veriyorlar ve köylüler 'Bunlar sahrada ölecek olan gençler' diye tanıtmaya başlamışlardı. Ne acınası korkunç bir durum. Ve bir o kadar da komik.. Bunları söyleyenler bildiğiniz Araplardan değillerdi , Bedevilerdi çöl insanlarıydı. 1000 yıldır çölde yaşayan kabilelerdi.


                            İşte tekrar Brian Tracy bundan bir ders çıkardığını, hayatında sıra dışı bir şey yapmaya kalkıştığın da, insanlar yapamayacağını, paranı kaybedeceğini, çölde öleceğini söylemek için sıraya gireceklerini söylemişti. Daha bilgilileri bile sizi caydırmaya çalışacak  ve kayda değer bir şey başarmak için bu insanların üzerine çıkmak, onları umursamayıp ne olursa olsun hedefinizin peşinden gitmek için kendinizi eğitmelisiniz demişti.


                            Ve artık çok ciddi bir durumla karşı karşıyaydılar. 20- 21 yaşlarında gençler, yorgun halsiz parasızlardı ve Sahranın kıyısında ki bir köydelerdi.

 Artık neden yola çıktıklarını bile unutmuşlardı sadece hedefleri vardı ve amaçları ona ulaşmaktı. Her umutsuz durumların da bir şiİri okuyarak birbirlerine destek verirlerdi. Robert W. Service 1. Dünya savaşında kullandığı ambulans da  yaralı askerleri neşelendirmek için yazdığı Devam Et şiiri..


                             Her şey düzgünken savaşmak kolaydır.


                             Zafer yakınken sevinmek kolaydır.


                             Ama her şey tersken her şey bambaşkadır.


                             İliklerin de hissedersin ölümlülüğü umutların tükenmişken.


                             Devam et devam et henüz başlamadın şovuna


                             Ölüm görünüyor, hala nefes alırken devam et.
           


                                  Tam 800.000 kilometrelik yol. Son 20 yılda 13.000 den fazla insanın bu yolda Tenezrouf'ta yok olduğunu öğrenmişlerdi. 42 araç çölde bozulmuş ve içinden çıkan tek bir insan görülmemişti. Çölün sıcaklığı öğlen 60 derece ve maruz kalan kişi  20 dakikadan az bir süre içinde sıvı kaybından ölebilir ve kişi günlük 4 litre su taşıması gerekiyordu. Artık çölde sorunlar başlamıştı gündüz sıcaklığı çok olup yolculuklarına gece devam etmeleri gerekti sonra rüzgar, kum bunlar başlı başına büyük sıkıntılar yaratmıştı üstelik bu kadar uzun bir yolu yanın da bulundurdukları suya göre ayarlamalıydılar ve sorunlar üst üste gelince su yeterliliği ve yol uzunluğu  birbiriyle uyuşmamaya başlamıştı. Ama hızlı olmaya başladılar.


                                Yaşam savaşında mücadele için de


                                Savaşmak kazanırken kolaydır.


                                Mağlubiyeti ve yenilgiyi neşeyle karşılayan insan seçilmişti


                                Devam et devam et göster korkak olmadığını


                                Şanssız olsan da zayıf olmadığını 


                             Çölde izleri takip edersiniz gündüzleri kaybolmazsınız fakat geceleri izi kaybederseniz bir daha bulamazsınız ve bir çok kişi bu şekilde ölmüştü. İzler 50 kilometre aralıklarla varillerden ibaretti. Ve yine Brian  Tracy hedef adım adım gidilmesi kuralını söylemişti. Sonra sıcaklık, susuzluk yormuştu ama artık bu yolculuğun bitmesi gerekiyordu. Çölde ölmeye yaklaşmışlardı. Ama çaresizlik cesaretle sonuçlanmıştı.



                            Arzuladığınız herhangi bir şeyde karşınıza çıkan zorlular için uygulayabileceğniz 7 kural !!


                            Kural 1: Büyük başarının kilit noktası hedefinize karar verir harekete geçmek.


                            Kural 2: Hedefinize doğru yola çıktıktan sonra asla başarısızlık ihtimalini düşünmeyin.


                            Kural 3: Dünyanın en büyük hedefi bile başarılabilir yeter ki adım adım gidin.


                            Kural 4: Muhaliflere dikkat edin çevrenizdeki negatif insanlar size başarısız olacağınız söyleyecekler. Siz pozitif insanlarla olun, kazananlarla..


                            Kural 5: Engelleri ve zorlukları, başarı merdivenindeki değerli ve kaçınılmaz basamaklar olarak kabul edin. Unutmayın ki zorluklar engellemek için değil öğretmek için varlar.


                            Kural 6: Hedefiniz net olsun ama ona ulaşma konusunda esnek olun. Değişmeye ve yeni bir şey denemeye açık olun. 
                            Kural 7: Hiç kimse yalnız başaramaz. O yüzden başkalarından yardım istemekten korkmayın. Bu güç, karakter, cesaret göstergesidir. Ve başkalarına vermekten çekinmeyiniz. Bu şefkatin, merhametin ve kişisel yüceliğin göstergesidir.

 Ve herkesin geçmesi gereken bir Sahrası vardır.  Belki de birden fazla..
Hayatın bize getirdiklerini ancak cesaretle ve karalılıkla karşılarsak yıldızlara doğru emin adımlarla ilerleyebiliriz.
 Bazıları vardır kuşku çöllerinde dolanır.
                                               Ve bazıları olumsuzluklarla yuvarlanır.                                                                            Bazıları vardır inanmaya sığınır.                                       
              Ama çalışmak zevkle  elinden gelenin en iyisiyle. 
İnan görenine ve hayatı karşıla neşeyle. 

Devam etmeye niyet ederseniz yaratılmış olduğunuz yücelik için sizi durduracak hiçbir şey kalmaz.

9 Haziran 2015 Salı

İki Farklı Dünya


Her insanın iki dünyası vardır aslında.Hayaller ve gerçekler..Bütün gerçekler hayal başlığı altındadır. Gezmek istediğin yerler, konuşmak istediğin konular, ulaşmak istediğin hedefler, yazmak istediğin düşünceler ve hissetmek istediğin duygular..Hayal ettikçe varsın ve inandıkça başarabilirsin bunu. Hedeflerine koşmayı hayal ettikçe öğrenebilirsin. İşte bu yüzden hayalleriniz aslında gerçeklerinizin kilit noktasıdır ve siz asla hiç bir insanın, hiç bir olayın bunu yıkmasına izin vermemelisiniz. Çünkü herkes olduğu ve yapacakları kadardır bu dünyada, buda sizin yaşamınız, gerçekleriniz ve ikinci dünyanız olan hayallerinizdir.