31 Ekim 2017 Salı

Elimin Altındaki Mor

Hadi bana üfle dedi, kız.
Yeniden ruhuma, nefesinden varoluşumu işle.
Yeniden ölmek için doğmalıyım dedi.

Yaşadığımız sürede ölümle olan ince selde yürümek için bir fırsat sunmalıydı. Ona hayatında attığı adımlarla evren çizebileceği fısıldanmalıydı. Var olan ihtiyaç ihtiyat edilmeliydi. Yine gelmeliydi aynı düzene farklı bir dünya ile.

Hadi bana üfle dedi yine.
Tatmam gereken hazzı hatırlamalıyım nefesinde.
Nefesinde nefsini görmeliyim, görmeliyim ki hükmedebileyim, dedi.

Ona var olan sevgi yine verilmeliydi ama o işleyebilsin süsleyebilsin diye. Ona tekrardan ölüm sunulmalıydı.
Parmakları kanarcasına eşmeliydi toprağı.
Kafasını kanatma pahasına yolmalıydı bütün saçlarını.
Öfkesini kusarcasına boğmalıydı insanları.
Var olan sevgiyi nefrete dönüştürmeyi öğrenmeliydi işte.
Öğretilmemeli.
Söylenilmemeli.
O kendisi ögrenmeliydi.
İçinde bir yerlerde içinden çıkmayı istemeliydi.
Ve hadi ona yine üfle nefesinden, sesindeki nefsinden dedim bende!

27 Ekim 2017 Cuma

ses..siz...essiz


Artık sessizlik vakti.
Suskunluğun hüküm sürdüğü an.
Çoğu kırgınlıkları toparlamak gibi bir çaba yok artık.
Sustuğum kadar kaybedilenler, belki de kaybeden benliğim.
Ama yoruldu artık.
Zihin, dost, arkadaş...

26 Ekim 2017 Perşembe

geceye bir şarkı


Durup düşünmeye zamanın olur mu ? 
Yitirmeden anlamaz insan 
Sevdiklerin yolun sonunda 
Sarıl her fırsatında o insana 
Arkasından ağlayan olma 
Geri getirmez çok ağlasan da 

Durur, durur belki baş ucunda 
Annen baban kendi çapında 
Abin bile 47 yaşında 

Ömür, ömür sanki bir kara kutuymuş 
Gün gelince herkesin açılmış, 
Ama sorarsan hep geç kalınmış
Güzel günlerimizin bittiğini sanma 
Belki bir daha böylesi olmaz 
Ama her bi gün güzel aslında 
Yakın durmanın zor olduğu ortada 
Uzak olmak her zaman en kolay, 
Ama en zoru yalnız olunca 

Uyur, uyur belki hep yanında 
İlk sevgilin kendi solunda 
Her hatıra asılı duvarında 
Ömür, ömür sanki bir kara kutuymuş 
Gün gelince herkesin açılmış 
Ama sorarsan hep geç kalınmış 

                                                 PİNHANİ

13 Ekim 2017 Cuma

Fikirlerden Zikirler Ülkesine

Ben ki ya unutursam,
Sesini duyduğumda da hissetmezsem diye huzursuzlanırken..
Siyahlar denince hatırlayamayıp bütün renkleri hatlarına çizersem diye endişelenirken sen ya unutamazsam diye mi dertlenirsin?
Hangi duaların şüküründen?
Hangi ellerin zuhurundan dönüp dönüp geri gelirsin?
Sorgu suale cevabım çok ama halim yok ahvalim ruh diyenlerdensen sende haklısın yoruldun.
Ama dumanlara selam olsun ilk yaratılıştan, haberin alındığından.
O zaman sen hangi dumanda zikir etmektesin de böyle gölgede keskinsin ?


Hesaplayarak ilerleyemediğin gibi yaptığın planlarla yapacaklarının tutmayışı şaşırtır seni. Sadece hissettiğin şaşkınlık duygusu olsa amenna alışa gelen bir duruma dönmesi döndürülmesi acı bir gerçek. Hani şu söylenilen "gerçekler acıdır" dünyası galiba burası komik tezat ama gerçek.
Daha sonra ne şans ama yada şanssızlık adına bir sürü olay yaşarsın buda mı dediğin an sus artık dahası gelecek zaten artık alışmalısın. Ha şöyle de bir seçenek var ki alışmamak da senin elinde. Güçlü karakterinde yada inanç meselesi bu, doğrularının meselesi. Kendini rahatlatabildiğin kadar kendinsin ama ne zaman ki sende kendine derman  olamadığın an ulan satayım dünyanın derdini bırak başkasını derdini.. kendine bulamadığın dermanını kime bulup da vereceksin.
İşte acı bir gerçektir ki hayat senden bencillik ister. Acı gerçekki hayat senden masumiyetini ister. Hayır isyanın bir karı olduğuna da inanmadım zaten hiç ki bu hala böyle sadece zamana bırak bakalım su akıp yolunu bulacaktır elbet.

8 Ekim 2017 Pazar

Benzettim Gibi

Derin bir nefes alırmış gibi.
Onu hiç ulaşamayan hücrelerine götürürcesine derin bir nefes.
Bir dine mensupmuş ama nefsine hakim olamamış gibi.
Yazdıkları aslında sürekli kısır döngü içinde ama yine de yeniden doğacakmış gibi.
Hiç haberi de yokmuş gibi.
Bir gizemi bin bilinene değişmeyecek yine de ondan güç alacak gibi.
Alacaklı gibi.
Kaçak gibi.
Ve korkak gibi.. 😀