22 Haziran 2018 Cuma

İşte şimdi durma zamanı
Göğün çıldırdığı yağmurun yeryüzüne inme zamanı 
Tam da işte gözlerini sabitleyip susma zamanı.
Diyorum ya durma zamanı 
Koşmaktan konuşmaktan 
Aglamaktan haykırmaktam
Yoğunluklardan nefes alamayıp bu anı bekleme zamanı 
Hani bekleyip ulaşınca o ana şaşırma zamanı 
Telaşa zimmetli dakikaların, meraklı bakan gözlerin..
Geceleri sabahın ne getireceğini düşünmeden sakinlik anı. 

Büyük fırtınalar öncesi derler ya hani suskunluğa işte simdi büyük adımların temel anı 
Kaçmanın en güzel saklanma
Konuşmanın en güzel soluklanma anı
Bu an bir anı 
Klişe bir zamanda, veryansın dertlerin vay canına denmedigi zamanın anı
Belki de biraz özgürlük zamanı 
Açık pencerenin yanında kuşlar gibi hissetmenin deliligi 
Biraz gri biraz 
Pek sevmem grileri 
Ama mavi öncesi zemin hazırlama sanatı.
Evet bu bir durma sanatı 

3 Haziran 2018 Pazar

Hislerin En Güzeli

Sevginin en özü olduğumu bir babanın evladı olduğumda hissettim.
Bakışında, gülüşünde..
Yemin ederim ki en çok derinlerde sezdim.
Sevgiyi, emeği, dertlenip tasalanmayı, hem annede hem babada bildim.

Gözlerimin dolduğunu anlayan ve hemen masum bir gülümsemesinde bildim.
Bir baba da tanıdım hayatın zorluk gayesini.
Uğraşını, ekmek parasını ve geçim derdini.
Sıkıntıyı, zorluğu.
Ama göğüs germeyi, başa çıkmayı öğretende bildim.
Tevazuyu, huzuru, umudu.
İnsanlığı ve iyiliği.
Temsili olan bütün masum gülmeleri..
Sabrı, sabrı ve sabır bildim.
En çok da Şükür etmeyi!
Binlerce kez şükürler olsun.
Bugün gülüşünde kendimi gördüm ve bir kez daha hissettim sevgiyi.
Teşekkür ederim baba.
Çok seviyorum seni...

İnsan
Nisanın suretine bürünmüş bir yeşillik gibisin.
Kahverengilere güvenin sonsuz, mevsimsiz, sınırsız.
Geldiğin gibi gideceğinin de renkleri silinmemiş,
Yüzünden, kalbinden, gözünden.
Kalemine yazılı renkli boyalar dökülmüş
Gökyüzünde umuda arşınlanmış, perçinlenmiş, hayallerle süzülüyorsun.
İnsan..
Zevki ala, hissi sefa, derdi cefa
Alemi ahlat, ihsanı fırsat.
Sonsuzlarca kelimelere alay olmuş sözcüksün.
Cümlelerin somutluğun da soyut hissedilensin.
Varsın, yoksun, gelip gidiyorsun.
Kalmayıp bir yerde ve o yere kızıyorsun.
Gitme denmediği için..
İnsan...
Bekleyensin, bencilsin, katısın, canlı cansızsın.
Bir adım atıp bin adım kaçansın.
Satan bu dünyayı saklayan;
Sonra da koyduğun cebinde arayansın
En çok da sanan, sanılan, sanıklardansın.

İnsan
Zamansın, zamansızlığın merhameti, merhametin içinde ki küçük siyah noktasın.
Noksansın, ama tam olduğunu sanan, sandıransın.
Bağıran, susan, kızan, öfkelenen, seven, gülen kahkahalarca gülensin.

Bir ağacın kabuğunda kırılansın.
Özünü saklayan, darbelerle kanayansın.
Kanayan özünü saklayan, sarıp sarmalayansın.
Özelsin, özlersin ve özlenensin.
İnsan..
Ölecek, öldürecek, öldürüleceksin.
Müziğin notlarında seslenensin.
Duyuran en çok da duyan sensin.
İnsan..
Bu dünyaya kalacak olan sen değilsin.
Gidecek olan gelmeyecekler de yatan hikayesin.
Belki de gidip, gelmeyenlerdensin.
Ve -miş olan da yine sensin.
Susanda, susturanda, susmasına izin vermeyende sensin.
Bir fikri alıp dansınla arşa çıkaran da sensin.
Sen bir ses, bir elsin.
Duyulacak, tutunacak, destekleyecek ve zirveye ulaşacak olanda sen.!
Ama İnsan...
Ölecek, öldürecek ve yine öldürüleceksin de
Peki özlenebileceklerden misin?


                                                                          29.05

1 Haziran 2018 Cuma

En iyisi de olsa
En iyisi de olsan.
Farkın yok kötü olandan.
Sadece andan, zamandan..
Sadece bir anlık kırgınlığa sebep olacak olandansın, olandanmışsın.
Farkımız pek de yok.
Iyi insan kötü insan..