31 Ağustos 2017 Perşembe

Ne zor şu dünya denen cisim
Heleki ışıklar kapandığında ki huzursuzluk hiçte yaşanılası değil.
Haksızlıklara acılara göz yumuyor olmak bile ölümün eşiyken yaşamak daha büyük bir işkence.
Gücüm var demeye sesim çıkmıyor gün doğumuna kadar.
Bir umut ki tekrar aydınlandığında dünya bende aydınlanıyorum bir o kadar.
Bazen isyan edesim çok sadece yaşamla büyük kavgam bir de küçük kızla....
Gelip geçici anlardasın biliyorum bir resim çiziyorsun küçük kız.
Bir yazı yazıyorsun..
Bu bile yeter şimdilik sev sevin..

Günün sözünü " o içten gülüşünü ne olursa olsun kimsenin değiştirmesine izin verme " demişti bir kadın.
.

29 Ağustos 2017 Salı

Bir ev
Misafir olduğun bir evlilik oyunu
Bir kadın bir erkek
Ve anne ve baba..
Zor olan dünyada ya bir zindan ya bir cennet
Kah kısmet kah kader dendi.
Dendi de dillenmedi
Ağlandı dayandı sustu
Bir dağa yaslandı kocaman bir dağ
Varlığı gölgesi göz yaşartırcasına.
Bir adam bir baba.
Bugün günlerden baba
Can baba varlığının heyecan yaşattırdığı baba
Sesinin bakışının varlığını zenginligini yaşattığı adam
Bugün günlerden çok şükür
Bin şükür...

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Bu gecenin Şiiri ;

                              Biraz Değiştim



Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Değiştim
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil

Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın,
ne kazanabileni ne de kaybedeniyim
Sorun değil

Elbet Alışırım
Biraz alıştım.
Her şey kadar, her kez kadar, sen kadar

Alıştım!
Varlığını istemediğim tüm eksik yanları
Ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim
iki arada bir derede duyguya alışıyorum
Bir yanım bırak diyor bir yanıma
Kesin değil! Henüz tanıştık
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda
Ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda
Bir yanım memnun oldum diyor,
bir yanım tanıyamadım daha
Samimi değil
Bir hayli kırıldım
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime
Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım
Aslında ne sana, ne olanlara
Kendime kırgınım!..
Maziye hiç değil, âna kırgınım
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına
Dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara
Beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna
Bir hayli kırgınım
Beni ben kırdım oysa
İyi değilim.
Galiba yoruldum
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar

Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum 


Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!..
Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum.
Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık
Ki Seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!..

Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı
Sana bakan yanımsa toprakla aynı
Hıh! Ne yaparsan yap, gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin!

Gözlerim yorgun
Dudaklarım, dudaklarım hissiz
Dokunulmadan geçen yıllar bana ağır
Sarılmadan geçip giden uğurlamaların, kavuşmaları hep beklentisiz
Söyleyemediklerini söylesende şimdi
Sesine aşina yanım, onca sessizlikten sonra artık sağır!
İsteyerek değil
Çok çalıştım

Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkiye
Ve bence bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen
Daha öncede gitmiştim
Çok çalıştım
Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine
Ve bende bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen
Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için
Çok çalıştım

Daha öncede gitmiştim
Kendi isteğimle
Anladım ki daha önce sevmemiştim!

Çok çalıştım inan
Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye
Her defasında daha da tozlanan canımı kırmadan korumaya
Ve alışmaya kendime
Bu göz gözü görmez dumanlı halime
Çok alışmaya çalıştım hem de

Tanıştım seninle doğan yanımla da, ölen yanımla da
Birini yaşattım! Yaşatıyorum da hala
Ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum da

Yorulmak, dinlenmekten geçmiyor
An be an çöküyor, insanın içindeki güç
Işığı sönüyor
Beyaza dönüyor rengi git gide
Hissizleşiyor

Ne yormak istedim Seni,
Nede yormak kendimi
Çok çalıştım
Gitmeye de kalmaya da
İkisi de aynı acı, ikiside rezil
Daha öncede gitmiştim
Ama böyle kalarak değil
Böyle kalarak değil


Öyle özensizce kopyala yapıştır yapmak içime sinmese de duygularımın özeti ile bir şiir gecesi. İsterdim her bir kelimesini yazarken parmaklarımdan kalbime uzanan bir his dünyasına gömülmeyi ama bu seferlik böyle olsun zaten bu ilk olsun...

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Siz hiç dumandan bir denize kuş oldunuz mu?
yada uçmak için dumanlara ait olmayı seçtiniz mi?
Seçmek ?
Nedir seçmek seçebilmek özgürlüğü?
Eliniz de miydi bütün kararların sonucu?
Kararlar..
Zorlanabilmek de bir güç siz bunun farkında mıydınız ?
Hani seçebilmek adına sonsuz özgürlük diyorum.
Diyorum da duyamıyorum desem bütün sesleri kesebilir miydiniz benim için?
Bütün ölümleri ölenlerin ruhuna hediye eder miydiniz?

Siz hiç gözden akan dumanların için de boğuldunuz mu?
Boğulmama çabasında çırpınan bir fil misali.
Bir filin hortumunu başınıza taç edindiniz mi?
Nice ağırlıkların ağrıların yüküne hamal olmayı meslek edindiniz mi?


6 Ağustos 2017 Pazar

İki genç, bir şemsiye, bir bisiklet ve bir buket çiçek..



     HEİRAN                                                                 

'' Neden masallarda hep biri kaybolur ve diğeri onu aramak zorunda kalır?
Allahım ben bu masalın neresindeyim?
Başında mı ortasında mı sonunda mı?  ''                                                        




''Sen gidiyorsun, tozlar içinde kayboluyorsun.
ben sözümden çıkmadım, sen de sözünden çıkma
Bu defa öyle döndün ki sonsuza kadar birlikte olacağız.
Şimdi ne zaman bir yağmur yağsa çiçekli başörtümü örtüyorum.
Kırmızı yeleğim ve o çiçekler ki sen benim için getirmiştin.
Bisikletin önünde sen oturuyorsun, arkasında ben...
Bisiklet ilerledikçe o eski günlere dönüyorum.''




         Bir İran filmi ki en saf, en zor, en güçlü ve en cesareti işleyip işletebilen.



4 Ağustos 2017 Cuma

Bir Sonbaharın Vakti..



Ve göz açıp kapatıncaya kadar ki sure misaliydi bütün Aşk
Sürenin kısıtlı olması değil sürekli olmasıydı belki de bir türlü bitmeyişinin sebebi.
Bitmeyişi güzel miydi bilinmez ama sevmek çok güzel bir şeydi.
Ve aşk diye adlandırması belki de doğru değildi.
Yoksa tekrar sever miydi bu kalp başka bir hayali.
Adını bilmediği şeyin ne olduğunu bulamasa da aşk olmadığını öğrenmişti.



                                                                                                                  ...07.16...

Tutarsız Uçurum

Umuda giden yolculuk misali hayatım
Oturduğum koltuktan etrafımda olanları izlerken,
hepsine anlam yüklüyor olmam yada gördüğüm her cismi hayatımda ki olaylara benzetme çabam.
Ne kadar iyi düşünürsem iyi olacağına inanmışlığım bugün yeniden el kaldıryor düzene!
Buradayım. Ben buradayım dediğini duyururcasına.
Gözlerimde doğa fikrini izlediğim ağaçlar birer birer geçip gidiyorlar, tıpkı insanlar gibi..
Bulutlar ilk göründüğü şekilde kalmıyorlar ki
Yada benim gidişimle alakalı ki şaşırıyorum her zamanki gibi
Şekillerinin bozulduğunu görmek istemediğimden bir daha bakamıyorum geriye.
Hoop bir uçsam gökyüzüne bulutların en derinine
Zarar görmeyeceğim bir alan olsun yeter.
İnan ki yeter.
İnanın ki yeter.

Sonra..
''Böyle sadece izlesem şu garip dünyayı.
Bir gece bir yıldıza misafir olsam mesela.
Böyle parıltısında gözyaşlarım parlasa.
Bir elmas değerindeki insanlara, insanlarıma ağlayışımı değerli kılsa'' diye şarkı tutturuyorum yarasalara.