13 Şubat 2017 Pazartesi

Kuşadası :)


Açtım zihin defterimi ve geçmişten bir gün seçtim. Bugün günlerden Kuşadası :)

Üniversite hayatımın ilk yılın da yaptığım tatilin en keyiflisi, en güzeli ve en dostlu olanıydı. Henüz hayatın başında olduğum 20' li yaşlarda karşıma çıkan çoğu insanın dediği en güzel öğüt; ''O an ne istersen onu yap, kendi sınırlarını zorla ve pişman olma çünkü asla bir daha bu yaşa gelmeyecek, bu zamanda ki gibi keyif almayacaksın.'' ile zihnim de tatil fikri belirdi. İşte bir anda gelen tatil fikriyle iki cümle belirdi dudaklarımda. Eee birde dostun arkadaşın çok olunca güzel geçirdiğin zamana onlarında dahil olmasını istediğinden ''Hadi kimlerin valizi hazır, bir tatile ne dersiniz?'' oldu. 
Tabi bu kadar kolay olmadı yola koyulmak, çünkü kimisi evet dedi kimisi hayır. Kimisi o gelmezse ben de gelmem dedi. 
Dedi, dediler derken ben de ''Valla biz gidiyoruz Ayşe ile'' dedim ve başladık toplanmaya. Sonra bir baktık ki hepimiz hazırız ve heyecanlı bir şekilde yola düşmüşüz. 

Nerede kalacağımızı bilmeden hatta yol iz bilmeden çıkmıştık. Ama günümüz teknoloji sonuçta kalacak yer bulmakta zor olmadı, yemek için mekan bulmakta. 




Farklı karakterler ile tatil yapmak tabi ki 
biraz zor. Çünkü herkesin zevki görmek istediği yer, yemek istediği yemek aynı olmayınca ister istemez uyuşmazlıklar doğmuştu.  Fakat biz de bunu anlayış ile aşmıştık. Sonuçta herkesin kendini, zihnini, ruhunu dinlendirmek istediği kişisel bir tatil de olursa daha keyifli olacaktı ve hepimiz bunu bilincindeydik.

Daha sonra bu güzel şirin bahar dolu pansiyonu 
bulduk ve hemencecik yerleştik.  İki gece 
üç günlük olan tatilimiz de dinlenmek için sakin ve huzurlu bir adresti. Geceleri güzel sohbetler ettiğimiz, şarkılar söylediğimiz, ağladığımız, güldüğümüz... 

       


               
Ve benim gittiğim bir yer de dikkatimi çeken aklımda kalan mekanlar, insanlar, olaylar vardır.  Bu kısa tatilim de dikatimi çeken belli başlı yerler vardı. Küçük, şirin, sempatik, dolu dolu tarih kokan ve tam bahar şenliği misali rengarenk sokaklar; oradan anı olarak alıp dolabınıza, kitaplığınıza koyabilecek ve hediye verebilecek eşyaları bulunduran dükkanlar... O sonsuz maviliğiyle huzur veren denizi, geceleri ayın, yıldızın, şehrin ışıklarının yansıması..
Bir insan yaşadığı her saniye de mutsuzluk için de adım atabilir mutluluk için de ve ben o an bana bahşedilmiş güzel zamanı güzel insanları güzel mekanı değerlendirmem gerektiğini hissettim ve öyle yaptım. Unutamayacağım unutmak istemeyeceğim anlardan birisiydi bu tatil..


               




Tabi biz gittiğimizde Güvercin Adasında restorasyon olduğu için gezme imkanımız 
olamamıştı. Sadece uzaktan bir kaç anlam yükleyerek tartışabilmiş ve bir kaç kare de 
fotoğraflayıp anı defterimize yerleştirmiştik. Aaa bir de tekne turuyla etrafın da 
gezmiştik unutamayacağım anı içerisin de ki en güzel anı :) Kesinlikle keyifliydi çünkü kafa dengi arkadaşımla '' Hadi bir daha ne zaman yapacağız zaten '' deyip birbirimize baktığımız anda bütün dünya sanki avucumun içinde ki en büyük mutlulukmuş gibi hissetmek paha biçilemez. Varsa böyle arkadaşlarınız bu fırsatı değerlendirip zamanınızı buraya ayırmalısınız. Ama şunu da eklemeliyim ki yalnızlık hayata başka bir açıyla bakmayı sağlar. Kendinize ve içinizde ki çocuğa hediye tatil etmek için güzel bir yer. Ve güzel haber ki restorasyon geçtiğimiz aylar içerisinde tamamlanmış olup güzel bir şenlik ile halka sunulmuş. Tekrar gezip görmek için yeterli bir sebep ;)


Zamanlamamız şöyle farklıydı çünkü henüz sezon açılmamıştı. Çok fazla kalabalık değildi ve de deniz oldukça soğuktu. Tabi ben ruh halime göre ortamı seven birisi olduğum için az insanın huzuruyla sakinliği hissettim oldukça da güzel dinlendim. İnşallah en kısa zaman da Güvercin Adası ile daha yakinen zaman geçirip güzel anılar paylaşabilme zamanı bulurum.


Ve ardından bu güzel günlerde beni huzura davet eden kitaplarım. İşte kaçıp gitmek istediğim anlarda beni içine alıp bütün kötü insanlardan koruduğunu hissettiğim, bazen o satırların arasında gezerken bir köşesine oturup ağladığım, bazen koşarak kaçtığım 
bazen de sanki bir aynayla karşı karşıya olduğumun resmi. 
Öyle ki karşımda dünyanın güzelliğini kanıtlayan sonsuz maviliği, yaşamın devam ettiği gerçeğini duyuran martı sesleri.. Öyle ki bir fısıldasam suya her şeyi bütün gizemi gidecek gibi. Ama babam hep der ki kızım '' Mutluluğunu, hüznünü, sırrını, derdini suya anlat o dinler seni ve en güzel o gizler. Hani sonsuz mavilik diyorsun ya sonsuz huzuru, sonsuz mutluluğu onda bulursun evet ama sadece dikkat et sonsuzluğa aldanıp kaybolma boğulma orada. Sonsuzluk bize mahsus değil çünkü.''.
Ve burdan sonsuzluğa selam olsun o zaman ;))


Ve hayatımda olan değerli kızlarım, canlarım. Onlarla bu tatil çok başka çok daha güzel, eğlenceli, deli dolu sohbetlerle geçti.. yazabileceğim o kadar çok şey var ki bu kızlarım hakkında yetmez şimdi ki kelimelerim. Ama şunu demeliyim ki arkadaşlarım konusunda şansım her geçen gün güzelleşti ve güzelleştiren insanlar bu kare de. Onları çok seviyorum. Ve tatil de yanımızda olamayan Çiçekli'ye buradan sevgiler :)) 

Bir daha ki Kuşadası gezisinde yine güzel anılar yaşamak ve sizin de böyle güzel güzel günler tatiller geçirmeniz dileğiyle. Umarım bütün bir ömrünüz iyi ki cümleleriyle kurulu olur. 
SEVGİLERLE... 











7 Şubat 2017 Salı


Yağmur; kuşlar suların üzerinde çığlık atarak uçmaya başlayınca, gitmeliyim..
                                                               N.B
 

3 Şubat 2017 Cuma

NOT 1

Hayatının dönüm noktalarında bazı insanlarla karşılaşırsın veya bazı kitaplarla.
Ve benim de hayatımda büyük zaaflarımı barındırdığım kitaplarım oldu. Büyük çaresizlikler ve büyük umutların filmini izler gibi okuduğum kitaplarım. Ve bu kitapların için de, içim de olan yerlerin benzerliğini keşfettiğim. Bu yüzdendir ki bazı kitaplar çok büyük izler bırakmıştır bende.
Kitap kavramından bahsedecek olursam böyle uzay boşluğu kadar derin ve sonsuz. O sayfalarda kaybolabilir, o sayfalarda ki insanların adını kendi adımla değiştirebilirim. Yazılanları kendi hayatıma uyarlayıp yeni senaryolar yazabilirim. Ağlayabilirim, gülebilirim.
Yaşanmışlık aramam yazılan kitapta, senaryoda, küçük bir yazıda veya bir şiirde. Çünkü hayallerimizin içinde, olmasını istediğimiz gerçeklikler yatar bazen. Somut değildir belki hayaller, ellerinle dokunamazsın ama hissettiğin o soyut kavramları ellerinle kaleme döküp somutlaştırabilme ihtimalidir kitaplar, yazılar, senaryolar veya şiirler.. Bu yüzden hayatımda büyük etki bırakan kitaplarımdan bir kaçını buraya yazmak istediğimin habercisi bu küçük yazıda. Bir sonra ki yazımın ne olacağına dair verdiğim bir not oluşunun bir ilki. Evet yaşanmışlık aramam kitapta hissetmek için fakat buraya yazacağım kitaplardan birisi yaşanmışlığın ta kendisi. Gerçi önce ki yazılarımda da bir kaç okuduğum kitaptan alıntılar not düştüm ama şu andan sonraki not düşeceğim kitabın öneminin kanıtı sanırım bu. Ne bileyim etkiler, izler not edilmeli bence. Not edilmeli ki belki diğer insanlarda da iz bırakma ihtimalini gerçekleştirebilmeli.


Git...




Bak aslın da şu yaşam dediğimiz bir müzik misali sazlı sözlü, mutlu hüzünlü, sesli duygulu...
Açarsın bir müzik sesi dokunur ağlarsın, sözünü duyar hatırlarsın. İnişli çıkışlı notalarda mutlu olur can bulursun. Bazen kendi şarkını sen yazarsın; sözü yaşadıklarını, sesi ise suskunluğunu anlatır insanlara. Duygunu hisseder hissettirirsin, ilk önce ağlar sonra ağlatırsın.
Hayatın seyri bir anda öyle bir değişir ki hani bir müziğin bir notası hüzünlüyken diğer notasın da huzuru bulursun.
İşte bu şarkı da o hayatlardan birisi..
Her bir çalgı aletinin o ruhuna dokunuşları sana hayatın her bir noktasın da farklı duyguların barındırdığını hatırlatır. Hayallerin gelir gözlerinin önüne, insanların yapmak istedikleri, hedefleri, başarıları. Başarısızlıkları, mutsuzlukları, hüzünleri, umutları, umutsuzlukları.. Bilir misin mutsuz olmak için sebep öyle çok ki öyle kolay ki, önemli olan bu notalarda zor olduğunu bildiğin olguyu başarmaktır zaten.
Zor olan mutlu olmaktır. Güçlü olmaktır. Bir yolun üzerine çizilmiş bir çizginin üzerinde yuvarlanıp giden bir taş yığını olduğun günlerin vardır. Önüne çıkan her taş ilerlemene engel değil belki ama sana bağlanıp yüküne yük katar hale gelir. Bu yolun sonun da güçsüzsen o taşlar seni paramparça eder ve ezilir gidersin ama güçlüysen farklı olan her bir taş olan dertlerinden nasır tutar sapasağlam duvarlar örersin. Her bir taş bir derttir ve hayatı müziğe benzetirsen her bir taş bir söz, bir notadır.

Yapma insan yapma mutsuz olma. Gül, bütün olanlara bütün acılara, acıtanlara sen gül.
Yapma bir nota seç ve o notada can bul.
Bir şarkı yap içinde her şeyi barındır. Umudu, hüznü, özgürlüğü, sevgiyi, aşkı, huzuru..
Hiç korkmadan şarkılar söyle, söylerken hem ağla hem gül.
Öyle bir şarkı olsun ki hem onda insanı gör hem de insanın zerreden dahi küçük olduğunu hatırla.
Uyan bir gece, birden uyan. Sana o gece hayatın seyrini değişebileceğini hissettiren şarkını seç. Dinle, söyle.. Dinle, dinlet korkusuzca ..
Ağla korkmadan.
Gül utanmadan.
Sana doğru olan olgunun başkasının yanlış sınırlarının içine girmeden savun.
Ve hisset, çokça hisset bolca hisset.
Hissettikçe git peşinden ama sürüklenme.
Dikkat et düz bir yolda kaybolma.
Evet hissettikçe git ve sonra cümlenin sonuna bir ama yerleştir..
Git ama.. güçlü ol.
Git ama.. hissedersen seç.
Git ama.. kendi değerini seçtiğin şarkının sonuna bir ama diyerek yerleştirme.
Git ama.. bile bile yanma.
Git ama.. bulamazsan gittiğin yer de orada kalma.
Git ama.. uzattığın elin tutulmazsa kırılma.

Ama artık git.. Tutmayan elden git. Bulamadığın yerden git. Yanlış hissettiğin zamandan git. Yanlış aşktan yanlış dosttan yanlış hissetmekten.
Git.
Ve artık her şeyi yaptıysan git. Gücün adına, gururun adına, değerin kıymetin adına.
Aşkın adına ve aşkın aşkı adına git...