Bana fedakarlıklarından bahset Seyyah.
Gezmek istediğin için gittiğin yerlerden.
Görmek adına seçtiğin yollardan.
Yapmak istediklerin adına yaptığın fedakarlıklarından.
Mutlu olmak için yaptığın fedakarlıklar mesela Seyyah.
Ne yaptın ? Ben mutluyum derken kimin yanındaydın, hangi zamanda hangi gerçekteydin ?
Kimin gülüşü yada kimin derdindeydin ?
Hangi gözyaşına çare olmak umudundaydında zaman bu kadar geçmiş Seyyah ?
Ya da düşünsene Seyyah dünyadan bir haber yaşıyorsun hayatı.
Ne insanların derdi, ne hayatın akışı...
Ne gelişen teknolji, savaşlar, politika..
Hele bugün bitsin yarına gün doğar dediğini, herşeyden habersizce hiçbirşeyi umursamazcasına..
Bu hayat yaşam değil ki Seyyah.
Yani bu olmamalı. Buna ben yaşıyorum dememeli insan.
Düşünsene sadece ben merkezli, bencilce düzeni olan küçük bir dünyanın kralı olduğunu.
Ha kralı olmak zorunda kalanlara sözüm yok, elini eteğini çekmişliğe sürüklenen insalara uzanmaz kalemim.
Sözüm hissedebilenlere. Görebilen, duyabilen, sevebilen ve sevilebilenlere.
Sözüm hala nefes alırken yaşamı farkında olmadan kaybedenlere...
Sözüm fedakarlık yapmayı bilmeyen sevilmekten mutlu olmayanlara.
Çaresi yok mu acaba Seyyah gezdiğin sokaklarda, bir kapı kilidinde, bir pencerenin çiçeğinde ?
Asıl büyük sorum Seyyah çaresi hiç mi yok mutluluğu en çok hakedenler adına.
Seçmek zorunda kaldığı hayatın kralı ya da kraliçesi olmak zorunluluğu savaşına ?
Benim yolum kalmadı bu gece zaman zarfında.
Başka gün batışlarına ve gün doğumuna...
Ama sana sordukça umudum var olacak hala.
Söylesene Seyyah neredesin de nereye bu yolculuk bu defa.. ?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder