3 Haziran 2018 Pazar

İnsan
Nisanın suretine bürünmüş bir yeşillik gibisin.
Kahverengilere güvenin sonsuz, mevsimsiz, sınırsız.
Geldiğin gibi gideceğinin de renkleri silinmemiş,
Yüzünden, kalbinden, gözünden.
Kalemine yazılı renkli boyalar dökülmüş
Gökyüzünde umuda arşınlanmış, perçinlenmiş, hayallerle süzülüyorsun.
İnsan..
Zevki ala, hissi sefa, derdi cefa
Alemi ahlat, ihsanı fırsat.
Sonsuzlarca kelimelere alay olmuş sözcüksün.
Cümlelerin somutluğun da soyut hissedilensin.
Varsın, yoksun, gelip gidiyorsun.
Kalmayıp bir yerde ve o yere kızıyorsun.
Gitme denmediği için..
İnsan...
Bekleyensin, bencilsin, katısın, canlı cansızsın.
Bir adım atıp bin adım kaçansın.
Satan bu dünyayı saklayan;
Sonra da koyduğun cebinde arayansın
En çok da sanan, sanılan, sanıklardansın.

İnsan
Zamansın, zamansızlığın merhameti, merhametin içinde ki küçük siyah noktasın.
Noksansın, ama tam olduğunu sanan, sandıransın.
Bağıran, susan, kızan, öfkelenen, seven, gülen kahkahalarca gülensin.

Bir ağacın kabuğunda kırılansın.
Özünü saklayan, darbelerle kanayansın.
Kanayan özünü saklayan, sarıp sarmalayansın.
Özelsin, özlersin ve özlenensin.
İnsan..
Ölecek, öldürecek, öldürüleceksin.
Müziğin notlarında seslenensin.
Duyuran en çok da duyan sensin.
İnsan..
Bu dünyaya kalacak olan sen değilsin.
Gidecek olan gelmeyecekler de yatan hikayesin.
Belki de gidip, gelmeyenlerdensin.
Ve -miş olan da yine sensin.
Susanda, susturanda, susmasına izin vermeyende sensin.
Bir fikri alıp dansınla arşa çıkaran da sensin.
Sen bir ses, bir elsin.
Duyulacak, tutunacak, destekleyecek ve zirveye ulaşacak olanda sen.!
Ama İnsan...
Ölecek, öldürecek ve yine öldürüleceksin de
Peki özlenebileceklerden misin?


                                                                          29.05

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder