25 Ocak 2017 Çarşamba

KORİDOR

 


     Şimdi gördüğünüz bu koridor az çok tahmin edersiniz ki bir hastahaneye ait. Belki gördüğünüz çoğu hastaneden bakımlı, temiz ve düzenli. Çok daha kötü koridorlar, temizlikten bir haber olan ortamlarla kendinden farklı kılan bir hastahane. Hastane de ayırabileceğiniz iki çeşit insan vardır. Birisi hasta olan insan diğeri ise sağlıklı olan insandır. İşte burası bir fizik tedavi hastahanesi olup sağlık sorunununda fiziksel olanıyla ilgilenendir. Tabi hasta olan insanlarda kendi içinde derecelendirilir. Bu derecelendirme de fiziksel olanıyla kalmayıp psikoloji sorunlarını da ele almaktadır.

     Bu koridorun duvarlarının bütün hücrelerin de bir hastanın parmak izini veya onun için umut eden bir yakınının gözlerinde ki kuşkunun yansımasını seyredebilirsiniz. Her açılan bir kapıdan güneş ışığını bekleyen, her kapanan kapıda mezara gömülmüş umutları olan insanları hissedebilirsiniz. Sonradan veya doğuştan bir rahatsızlık ile yürüyemeyen, ellerini kullanamayan, hatta konuşmak da zorluk çeken yani vücudunun fiziksel hareket sorunu olan insanların savaşının tam içinde olabilirsiniz. Hele ki sizde o savaşçılardan biriyseniz...
    Bu koridorlarda fiziki güç veya güçsüzlük sorunun önemli olması kadar psikolojik gücün veya güçsüzlüğün önemini de vurgulamak isterim. Basit bir hata sonucu vücudun gücünü kaybeden insanların hayal kırıklığı, eğer umuduna ağır basarsa savaş başlamadan biter. İnancını yitirmeye başladıysa, daha kendini savunamadan yorgun düştüyse ki bu bir de psikolojik savaş ve umutsuzluk sebebiyle yenilir. Ne mutlu ki bazı hastaların geri dönüp baktığında ona ''Yapabilirsin.'' diyen yakınlarının var olması ihtimaline. Ya da doğuştan hiç var olmamış fiziki bir gücün savaş sonunda kazanabilme ihtimali inancı. Tabi bu hastanın da korkusu var ki oda hiç var olmamış bu gücün var olmamaya devam etmesi.
     Daha nice nice farklı bir sürü hastalar var bu koridorda. Umutlu olanı var umutsuz olanı var, savaşan var vazgeçen var. Onları seyrederken şükreden ya da kendi durumuna üzülen. Ve sende bu savaşın tam içindeysen; arkanda bir çift göz, önün de ellerini uzatmış insan aramak için etrafına bakma! İlk önce evet ilk önce kendine, ruhuna, beynine, sorunlarına, içinde bulunduğun savaşa ve sana bahşedilmiş diğer sorunsuzluğuna bak. Kendi gücünün farkına var ve savaşa hazırlanmaya bak. Bu yüzden tekrar yazıyorum burası fiziksel sorunlara çözüm merkezi, bu sorununun iyi olabilmesi için ilk önce ruhsal dengenin yerinde olması çok daha önemli.
    Bu koridorlarda yalnız değilsin. Senin için ağlayan bir yakının, seninle aynı yolda yürümek için ellerini uzatmış bir doktorun var olduğunu unutma. Bu savaşta yara alabilirsin, ama toparlan. Karar vermek için düşünebilmek için toparlan. Ve düşünebilmek akli dengesi yerinde olan insanlara verilmiş en büyük nimet. Bu her canının yanışında çığlıklar atabileceğinin göstergesi, bu somut olan bir şeye ağlayabilme kabiliyetinin kanıtıdır.
    Peki bu koridor akıl hastanesinin bir koridoru olsaydı nasıl olurdu orada ki hastalar, çalışanlar, geride kalanlar? Fiziki olarak her şey yerinde, bütün varoluşun şahane. Peki ruhun? Hayallerin ve düşünce dünyan? Kalbin ? Beynin? Hissettiklerin nasıl olurdu? İşte o koridorlarda savaşmak o kadar zor, kendine inanılması güç ve o kadar mucizevi bir şey ki bilemezsin. Ve savaşma kararını aldığında yaşamak öyle zor gelecektir ki, sana destek veren bir çift gözün olması ,elini tutmak isteyen bir doktor varoluşu ve her şeyi geçtim kendine olan inancın öyle yabancı gelecektir ki tanıyamayacaksın.
    İşte akıl hastası dediğimiz insanlar ne sebeple bu koridorlarda savaşmaya mahkum olmuşlardır bilmiyoruz. Nasıl şartlarda savaşçı ruhuna bürünüyorlar bilmiyoruz.  İşte hayatın aynı ismi verdiği bu ''koridor'' kelimesi farklı hastanelerde farkı hastalara iyi veya kötü bir dünya sunmakta. Farklı umutlar ve umutsuzluklarla. Unutma ki sorun her ne olursa olsun nasıl bir savaşta olursan ol  kendine olan inancını, umudunu asla yitirme. Her doğan güneş o güne umuttur bunu unutma. Ama her batan güneşi yenilgi sanma çünkü yarına umut olması için kızıllığa bürünmeli gökyüzü.
     Sende o koridorlarda olabilirsin bir gün. Belki arkada ki bir çift göz, belki uzattığın bir el belki de savaşçı olan hasta olabilirsin. Orada insanların acılarını, savaşlarını izle. Kendine inandığın kadar o insana da inan ve bunu ona hissettir.
      Şunu söylemeliyim ki hastalığın ya da karşında ki insanın hastalığı ne olursa olsun, hayatı boyunca bütün başarısızlıklara imza atmış olsun o insana söyle ''Yıldızlar gece güzeldirler. Onların değerini gün ışığın da anlayamayız. Ve o, bir yıldız olduğu için mutlaka parlayacağı zamanı bilecektir.'' Ki zaten bir gün öleceğiz, yıldızların sönüşü gibi. Varoluşumuzun bir gerçeği gibi. Fakat o gün gelene kadar hangi savaşınız varsa son gücünüzle çabalayın,inanın, umut edin.
Belki sonu mutluluktur bu koridorların...


8 yorum:

  1. Ne yazsam diye düşünüp durdum, çok verimli bir sonuç elde edemedim tabii; çünkü bazı durumlarda kelimeler ne söylerse söylesin, yeterince söylememiş oluyor. Şimdi ne desem yetmeyecek. Duygularıma dokunan bir yazıydı, yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim :))

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel yazmışsınız, etkilendim. Başarılar.

    YanıtlaSil
  4. Ya yüreğinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Ne haklı bir yazı olmuş açıkçası. Hatırlamak lazım, bilmek lazım yaşamın değerini. Sevmek lazım gündüzü geceyi. Sevgiler :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru yaşam değerini bilmek çok önemli. Teşekkür ederim düşünceniz için :)))

      Sil
  5. Çok güzel anlatmissinız ağzınıza sağlık bundan daha iyi bir anlatım olamazdı heralde 😃

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfirullah ne demek çok teşekkür ederim :))

      Sil